AHLAK VE ERDEMİN ZİRVESİ

“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” (Hadis-i Şerif)

AHLAK VE ERDEMİN ZİRVESİ
AHLAK VE ERDEMİN ZİRVESİ

Yeryüzü halifesi olan insanın, zamanı ve arzı karartan ahlaksızlığını, candan bezdiren noktaya varışını büyük bir kaygıyla izleyedururken; kâinat güneşi (sav) ile dehşet verici karanlık manzaranın nasıl da bir aydınlığa dönüştüğünün seyranına dalalım.

Karanlık vardır bir muma ramdır; karanlık vardır ateşböceği hacimlidir; karanlık vardır bir güneş boyundadır. Ve ama karanlık vardır cahilliyedir; nükseden bir hastalıktır; hortlayan bir canavardır; asırlar boyudur ve kâinat ebatlıdır. İşte böylesi bir karanlığın güneşidir Hz. Muhammed Mustafa (sav). Bu güneş ahir zamanda cahilliyenin, cehaletin, ahlaksızlığın kat kat katmerleştiği bir mekanda alemlere rahmet olsun diye; cehaletin, zulmün, ahlaksızlığın ve her türlü karanlığın ırkını kesmek için bir daha batmamak üzere doğdu. Peki şimdi ne olacak?

Cahiliyye karanlığında inleyen yetim insanlığın başını kim okşayacak? Yolunu şaşırmış, kervanı kaybetmiş ve çöl belalarında ruhunu vahşetler sarmış gurebanın gözyaşlarını kim silecek? İnsanı soysuzlaştıran, her türlü ahlaksızlık ve çirkefi zorla dayatan, insani değerleri yıkıp viran eden, her türlü suçu, günahı, fuhuşu, pisliği afiş ve reklam etmekten çekinmeyen, adaleti tatile gönderip zulme fazla mesai yaptıran bir zihniyetin tiranlaştığı bir dünyaya kaldık. Bu karanlık dünya Muhammedi Güneşe sırtını çevirmiş bir dünyadır. Güneşin üzeri kalınca perdelerle örtülmüş aralardan sızan ışık huzmeleri varsa da; gafiller, gözlerini kapamak suretiyle karanlığı idame ettirmek istemişlerdir.

Evet bu güneş söndürülememiş sadece sırt çevrilmiştir. Zira onu söndürmek asla mümkün olmayacaktır.” Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar, halbuki kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saf: 8)

Allah (cc), nurunu Muhammed (sav) i nurla tamamlamıştır. Allah-u Teala insanlar üzerindeki nimetini tamamlamış, din olarak İslam'ı seçmiştir. İslam'ın dışında hiçbir akide ve yaşam tarzı artık geçerli değildir. İslam ise Hz. peygamber (sav) vasıtasıyla kemale erdirilen ahlak manzumesi, yaşam ilkeleri bütünü ve inanç sisteminin adıdır. Ve din böylelikle tamamlanmış; kâmiller kâmili bir Nebinin (sav) yol göstericiliğinde kıyamete kadar müstakim bir yol olmuştur.

Hz. Muhammed (sav) son peygamberdir ve ondan sonra peygamber gelmeyecektir. O insanlığa gönderilmiş nebiler silsilesinin son Nurudur. O Risaletin kemali olduğu gibi ahlak ve erdemin de kemali ve zirvesidir. Adalet ve hakkaniyet dağının tepesi O'dur. Bedeni yaraların afiyeti ve şifası da O'dur. O, gözlerin nuru ve ışığıdır.

Sünneti yeniden yorumlama telaşına düşenlerin kulakları çınlaşın, o bütün yaşamıyla, sözleriyle ve yüce ahlakıyla tek örnek ve tek önderdir. O, her şeyiyle nurdur, ışıktır, güzelliktir, erdemdir. Onun konuşması aydınlık, yürümesi ahenk, yemesi adap, yatması huzur, savaşı adalet, barışı rahmettir. O baştan ayağa kemal ve timsaldir. İğne başı kadar kemal olmayan bir şey Onda bulunmaz. Hiçbir kemal Onun kemaline yetişmez. Mübarek isminin işaret ettiği gibi O; her şeyi ile övülmüştür.

On dört asırdır O'nu övmekten aciz olduklarını ilan eden binlerce irfan ve ahlak pirlerinin ayakları altında toprak olmayı şeref kabul eden bu kardeşiniz elbetteki sözleriyle O padişahlar padişahını methetmekten acz-u perişandır. Ve fakat o da Selefi Salih'in gibi sözlerini, güzeller güzeli Muhammed (sav) ile süslemek istemiş ve bu ağır yola sülük etmeye cüret etmiştir. Yoksa; öylesi Muhammed (sav)'i aşıklar geldi geçti de; aşkları keramete, sülükleri riyazete, tefekkürleri bitmez tükenmez bir ilim deryasına dönüştü ki bizler onların bu feyiz ve keremlerinden istifade etmekten bile aciz kaldık.

Ne acıdır ki, belki bundandır; insanlığın çoğunluğu bu ahlak ve erdemin zirvesinden, kemale ulaştıran kurtarıcı Nebi (sav)'nin getirdiği düstur ve usullerden habersizdir. Maalesef son peygamberi (sav) tanıyıp yolunu sürdürenlerin sayısı oldukça azdır. Bunların sayıları az, vazifeleri çoktur. Kütleleri küçük yükleri büyüktür. Az zamanda çok iş yapmanın öğretisini, Rehberlerinden (sav) öğrenip insanlığı ahlaksızlık çukurundan, hayvanizm bataklığından kurtarmanın canhıraş gayretine girmelidirler. Onun ahlakıyla ahlaklanmalı ve sünnetini yaşamada titiz davranmalıdırlar.

Sözümüzün sonu sesimizin vardıklarına bir çağrı belki de bir dua bir dilek olsun. Ahlak, adap ve erdem yolunun kutlu davetçisine (sav) kulak verelim. Kendi yararımız ve tüm insanlığın selameti için uyanıp bu çağrıyı ciddiyetle dinleyelim. Sevgilinin, tüm insanlığa açılmış ağuşuna koşalım.

(Nurullah GÜLSEVER)