AKIL VE İNSAN

AKIL VE İNSAN
AKIL VE İNSAN

Adam akşamdan sabaha kadar içti, aklını kararttı. Meyhaneci, meyhaneyi kapatırken köşede sızıp kalan adamı dışarı çıkardı, meyhaneyi kapatıp evine gitti. Öyle ya meyhanecinin aklı başındaydı. Sarhoşun eve gitmesi aklına bağlıydı. O ise içerek aklını karartmıştı. Ağzında dili dolaşan adamın cebinde parası da kalmamıştı. Kendinden geçmiş vaziyette, birkaç adım attıktan sonra yol kenarındaki çınarın dibine yığılıp kaldı. Evde çocuklar baba, hanım da koca bekliyordu. Adamın umurunda mı? Adam, aklını aklamadan evine gidemiyordu.

Sabah iş yerine gelen bir vatandaş ağacın dibinde yatan adamı görünce merak edip yanına gitti. Adam ölü gibi yatıyordu. Dürttü, seslendi. Cevap alamadı. Eğilip, kalbini dinlemek istedi, fakat vazgeçti. Çünkü çok kokuyordu. İçkili olduğunu anladı. Dükkâna döndü, bir kova su doldurdu, sarhoşun yanına geldi, tepesinden aşağı suyu boşalttı. Arkasından bir kova daha su döktü ve sarhoş yavaş yavaş ayılmaya başladı. Daha sonra sarhoşu bir taksiye

bindirip evine gönderdi. Elindeki kovayı dükkânına bırakan merhametli insan, aklın insanı insan ettiğini bir kere daha anlayıp, aklı başında olduğuna şükretti.

Dünyayı yaratan insanı yaratmıştır. Akıl, yaratıklar içinde yalnız insana verilmiştir. İnsan aklıyla Yaratana muhataptır. Aklı veren kitap ve peygamber göndermiştir. Kitabı anlamak akıl iledir. Kitaptaki emir ve yasaklar, yaşam tarzı Allah’ın Peygamber’i (SAV) tarafından anlatılmış, öğretilmiş ve gösterilmiştir. İnsan bu sistem içinde muhayyer bırakılmıştır.

Yaratan, bütün varlığı insanın aklına emanet etmiştir. İnsanın aklı bile aklına emanettir. İnsan, aklıyla kendini putlaştırarak Yaratıcısını inkâra kadar gitmiştir.

Aklın kullanılması çok önemlidir. İnsan, aklıyla kendine hem dert hem de derman olabilir. Bir bedende aklın kullanıcıları pek çoktur. Meselâ nefis, şehvet, menfaat, düşmanlık, haset ve daha pek çokları, aklı kendi hesabına çalıştırmak ister. Onun için aklı, irade ipiyle helâl yollara bağlamalıdır.

Hiçbir koyun kumar oynayıp, içki içmemiştir. İnsanlara eti, sütü, yünü ve derisiyle faydalı olmuştur. Böyle masum ve mazlum olan bir yaratığın faydasına karşın, akıl sahibi insanların kendine ve etrafına zararlı olması hayret vericidir.

Aklını görmek isteyen yaptığı işe baksın. Akıl, yaptığı kötü işlerin zararlarını sahibine hatırlatarak onu sürekli rahatsız eder. Ölmeden ölüm acısı çektirir.

Aklın acziyeti yüzünden kolektif akla önem verilmiştir. Aklı veren akla hudut çizmiştir. Akıl belli noktalara kadar anlar. Meselâ matematikte kullanılan sonsuz işareti bu fikri doğrulamaktadır. Yani matematik öğretmeni sonsuz işaretini koyarak, bundan sonrası bizim anlayacağımız şey değildir der.

İnsan, hayatta kalabilmek için hiçbir otomatik sisteme sahip değildir. O, yaşamı müddetince isteklerini iradesiyle tercih etme hakkına sahiptir. Hâlbuki bu hal hayvanlarda otomatik sisteme bağlanmıştır. Hayvanlar hiçbir zaman tercih hakkına sahip değildir.

Tercih hakkı sebebiyle Yaratıcı, insanı yaptıklarından sorumlu tutmuş, mükâfat ve ceza vereceğini bildirmiştir.

Akıl, düşmanını kendine dost eder. Akıl ilim gözüyle görür. İlim, nurdur, karanlığı aydınlatır. Aklı gözüne inenler doğruyu göremezler. Akıldan zoru olanlarla geçinmek aklın zaferidir. İnsanı hayvandan ayıran akıldır. İnsan akıldan uzaklaştığı zaman hayvan ortaya çıkar. Sahip olamadıklarına üzülmeyen, sahip olduklarına sevinmeyen akıllı insandır. Akıl noksanlığı iki türlüdür. Biri delilik, diğeri cahilliktir. Akıllı insan, kini kinle değil, sevgi ile sonlandırır. Akıl dertlerimizden kurtulmak için verilmiştir. Akıl hak ile, gönül aşk ile kuvvet bulur. Kişinin dostu akıl, düşmanı cehlidir. Akla meydan okuyanların sırtını, cehalet yere getirir. Akılın serveti ilminde, cahilinki malındadır. Akıl, nefsin düşmanıdır. 02.03.2007 / Durmuş Göktekin / Fikir Bahçesi