Hz. Aişe annemiz vefat etti.

Hz. Aişe annemiz vefat etti.

Hz. Aişe annemiz vefat etti.

TARİHTE BUGÜN 13 TEMMUZ


678: Hz. Aişe annemiz vefat etti. Hz. Ebubekir (r.a.)'ın kızı Hz. Aişe (r.anha) 612 yılında Mekke'de doğdu Annesi Ümmü Ruman binti Amir İbn Umeyr'dir. Çok küçük yaşta müslüman olmuştur. Künyesi Ümm-ü Abdullah dır. Kızıl olduğu için Resulullah ona "Hümeyra" lakabını vermiş;  "Dininizin yarısını bu Hümeyra'dan alınız" buyurmuşlardır. Çok genç yaşta Resulullah(SAV) ile evlenmiş olduğundan tam bir talebe gibi Peygamber’in terbiyesi altında yetişmiştir. Bu durum onun Ashab’ın büyük müçtehidlerinden ve hadisçilerinden biri olmasını sağlamıştır. Kadınlarla ilgili bir çok bilgiyi o nakletmiş ve Dinin bu yönünün kaybolup gitmesini önlemiştir. Hz. Âişe’nin özellikle tesettür konusundaki hassasiyeti bir başkaydı. Bu hususta hayatı boyunca en ufak bir taviz vermemişti. Bu hassasiyeti o kadar ileri derecede idi ki Hz. Ömer vefat edip kendi odasına defnedildikten sonra kabirle arasına bir perde çektirmişti. Yeğeni Hafsa kendisini ziyarete geldiğinde takmış olduğu başörtüsünü ince bulmuş onu ikiye katlayarak nasıl örtünmesi gerektiğini göstermişti. Tesettür konusunda kadınları her zaman ikaz eder ve Nur Suresi’nde emredildiği gibi örtünmelerini hatırlatırdı. Sadelik- Cömertlik-İlim sevgisi-Dini yaşamada hassasiyet-Fedakârlık-İffet ve nezahet-Sadakat onun hayatını anlatan özet başlıklardı. (Allah-u Teala ondan razı olsun, cennetteki makamını yüceltsin, bütün İslam Kadınlarını ona benzeyen afifeler kılsın.)


1878: Osmanlı İmparatorluğu, Çarlık Rusyası, Birleşik Krallık, Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, İtalya ve Fransa arasında Berlin Antlaşması imzalandı. 93 Harbi'nin ardından Osmanlı ile Rusya arasında, 3 Mart 1878 tarihinde Ayastefanos Antlaşması imzalanmıştı. Bu antlaşmanın şartları Osmanlı Devleti açısından son derece ağır olmaktaydı ve Rusya'yı da Balkanlar'da tek güç haline getiriyordu. Nitekim bu durum Avrupa'nın diğer büyük devletlerini rahatsız etmekteydi. Bu durumu iyi kullanan Sultan II. Abdulhamit Avrupa Devletlerini kışkırtarak bu antlaşmanın hafifletilmesi için masaya oturmalarına ikna etti ve Berlin’de yeni bir antlaşma yapıldı. Buna göre: Osmanlı Devleti kendisine tabi olan Sırbistan, Bulgaristan, Romanya ve Karadağ'ın kendi başlarına birer prenslik olmalarını kabul etmiştir. Doğu Rumeli vilayeti kurulmuş ve Osmanlı Devleti'ne bağlı ancak çeşitli imtiyazlara sahip olmuşlardır. Bosna-Hersek imtiyazlı vilayet haline geldi. Kıbrıs Sancağı İngiltere'ye kiralandı. Niş Sancağı Sırbistan'a bırakıldı. Teselya Sancağı Yunanistan'a (1881) bırakıldı. Kars, Batum, Artvin ve Ardahan sancakları Rusya'ya bırakıldı. Dobruca Sancağı Romanya'ya bırakıldı. Bunların dışında birkaç kaza Karadağ'a bırakıldı.Van'ın doğusundaki Kotur yöresi İran'a verildi.


1926: Mustafa Kemal’e İzmir’de suikast hazırladıkları iddiasıyla haklarında dava açılan birçok muhalif ismin yargılandığı mahkeme karara bağlandı: Eski Lazistan Milletvekili Ziya Hurşit, İzmir Milletvekili Şükrü, Saruhan Milletvekili Halis Turgut, İstanbul Milletvekili İsmail Canbulat, Erzurum Milletvekili Kurtuluş Savaşı Komutanlarından Emekli Tümgeneral Rüştü Paşa, Trabzon Milletvekili Hafız Mehmet, Sarı Efe Edip, Emekli Teğmen Çopur Hilmi, Emekli Baytar Albay Rasim, Laz İsmail, Gürcü Yusuf, Eski Ankara Valisi Abdülkadir ve Kara Kemal, ölüm cezasına çarptırıldılar. Kazım Karabekir Paşa, Ali Fuat (Cebesoy), Refet (Bele), Cafer Tayyar Paşa, Mersinli Cemal Paşa ve Milletvekilleri Faik Bey, Sabit Bey, Halet Bey, Feridun Bey, Fikri Bey, Kamil Zeki Bey, Bekir Sami Bey, Besim Necati Bey, Münir Hüsrev Bey beraat ettiler. 13 ölüm cezası, gece yarısı infaz edildi. (Kara Kemal firarda, 27 Ağustos 1926 günü intihar etti.) Böylece yeni kurulan rejim, tüm muhalif görüşlerden temizlenmiş, muhalefet niyetinde olanlara gözdağı verilmiş, beraat edenler de ömür boyu sadık kalmaya zorlanmış oluyordu. 


1949: Papa Pius, Komünist Partiye üye olanların aforoz edileceğini söyledi. Tahrif edilmiş hıristiyanlığın Avrupa insanını tatmin etmemesi üzerine hızla dinden uzaklaşılıyordu. Kilise ve Papa’nın aldığı katı tedbirler de hiçbir işe yaramayacak ve Avrupa büyük ölçüde ateistleşecektir. Bunun çaresinin kilisenin, bozulmamış saf bir akideyi insanlara vermek olduğunu kabullenmesinden geçtiğini tarih geç de olsa kaydedecektir.

1960: Said Nursi'nin mezarı açıldı, naaşı Barla, Isparta civarında bilinmeyen bir yere gömüldü. Aradan yarım asır geçmesine rağmen bu utanç verici hareketten dönülmemiş, Bediüzzaman’ın manevi huzurundan ve Müslüman Millet’ten özür dilenmemiş ve kabrin yeri gösterilmemiştir.


1977: New York’ta oluşan büyük elektrik arızası sonrasında kent 25 saat elektriksiz kaldı. Kesinti sırasında kentte 2 bin mağaza yağmalandı. Dokuz ay sonra ise doğum oranın normalin üzerinde arttığı belirlendi. Türkiye’de halen büyük kentlerde uzun süreli elektrik kesintilerinin oluşu haberlere dahi konu olmazken bu durumun doğum oranıyla ilişkisini incelmek kimsenin aklına gelmemiştir herhalde.


1979: Mısır'ın Ankara Büyükelçiliğini basan 4 Filistinli, bir polisle bekçiyi öldürdü ve büyükelçi ile öteki personeli rehin aldı. 14 Temmuzda elçilikten kaçmaya çalışan bir Mısırlı öldürüldü. Gerillalar, aynı gün FKÖ yetkilileriyle görüştükten sonra ikisi Türk üç rehineyi serbest bıraktı. İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş'in de bulunduğu operasyonda gerillalar, 45 saat sonra rehineleri bırakarak teslim oldular. Yargılama sonunda 23 Aralık1980'de idama mahkûm edildiler.


1985: Dünyada ilk kez ABD'de, bir ameliyat sırasında lazer ışınlarından yararlanıldı. Lazerli tedavi bundan sonra tıbbın vazgeçilmezlerinden biri olarak insan hayatına girmiş oluyordu.


1985: İlk CD-ROM'lar piyasaya çıktı. Bunun Türkiye’de yaygın kullanımı yılları bulacaktı.


1993: Diyarbakır'da, Ergani çevresindeki kazılarda bulunan 9 bin yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen kumaş parçasının en eski kumaş kalıntısı olduğu açıklandı.


1996: Başbakan Erbakan, ağırlıklı olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini kapsayan 17 trilyonluk dev bir ‘Hayvancılık Projesi’ hazırlandığını açıkladı. Ama dev projeler derin devletin işine yaramıyordu ve dev darbe palanlarıyla Necmettin Erbakan’ın önü kesilecekti.


2009: Asya Kıtası’ndan Avrupa’ya doğalgaz taşıyacak olan ve hattın en önemli ayağını Türkiye’nin oluşturduğu Nabucco Pro