HZ. LUT (AS)

HZ. LUT (AS)

"Lût'u da (kavmine Peygamber olarak gönderdik). Kav-mine:Göz göre göre hâla o hayasızlığı yapacak mısınız? Bu ilahi ikazdan sonra hâla) siz, ille de kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşacak mısınız? Doğrusu siz, beyinsizlikte de­vam ede gelen bir kavimsiniz' demişti. "(Nemi: 27/54-55)

Hz. Lût (a.s)'da, Allah'ın peygamberlerden birisidir. Yüce Allah, Hz. Lût (a.s)'ı, Kur'an'm; A'râf, Hûd, Hicr, Şuarâ, Nemi sureleri ile diğer surelerinde bahsetmiştir.[1]

Hz. Lût (a.s)'in kavmi ile olan kıssası, bazı surelerde de­taylı ve bazı surelerde ise kısa olarak geçmektedir.[2]

Hz. Lût (a.s)'in Soyu:

Hz. Lüt (a.s)'ın soyu; Lût b. Hârân b. Târah (Âzer)[3].....

dır. Hz. Lût (a.s)'m soyu, Hz. İbrahim (a.s)'m soyu ile burada birleşmektedir.

Yüce Allah, Hz. Lût (a.s)'ı, Hz. İbrâhîm (a.s) zamanında Peygamber olarak gönderdi

Hz. Lût (a.s), Hz. İbrahim (a.s)'ın kardeşinin oğludur. Hz. İbrâhîm (a.s) ise, Hz. Lût (a.s)'m amcasıdır. Çünkü Hz. İbrahîm (a.s)'ın kıssasında; Hz. İbrâhîm (a.s)'m, Hârân'ın, Nâhûr'un kardeş oldukları daha önce geçmişti. Bunların hepsi, Âzer'in çocuklarıdır. Hz. Lût (a.s) ise, Haran'in oğludur. Böy­lece Hz. İbrâhîm (a.s), Hz. Lût (a.s)'ın amcası olmaktadır.

Hz. Lût (a.s), amcası Hz. İbrâhîm (a.s)'a iman etmiş ve onun rehberliğinde hidayete ermişti. Yüce Allah bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

"Bunun üzerine Lût, İbrahim'e iman etti ve (ibrâhîm): 'Doğrusu ben Rabbim (in emrettiği yer)e hicret ediyorum. Şüphesiz O, mutlak güç ve hikmet, sahibidir' dedi.[4]

Daha sonra Hz Lût (a.s), Hz. İbrâhîm (a.s) ile birlikte I-rak'tan (Filistin'e) hicret etti. Hz. İbrâhîm (a.s)'ın bütün mushafma/yo buluklarına tabi oldu. Daha sonra Yüce Allah, onu, Ürdün sınırları içinde bulunan "Sedum" halkına Peygam­ber olarak gönderdi. Hz. Lût (a.s) ile Peygamber olarak gönde­rildiği kavim arasında bir soy bağı yoktu. Çünkü Hz. Lût (a.s), bu kavimden biri değildi. Buna karşılık Hz. Salih, Hz. Lût ve Hz. Şuayb peygamberler ise kendi kavimlerine Peygamber o-larak gönderilmişlerdi. Belki de Yüce Allah'ın; "Lût'u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani O, kavmine: demişti." (Nemi: 27/54) buyurması, kendi kabilesine Peygamber olarak gönderilmediğini göstermektedir.[5]

Hz. Lût (a.s)'ın Peygamber olarak Gönderildiği Kavim:

Hz. Lût a.s, amcası Hz. İbrâhîm a.s emri ve izni ile O'nun bulunduğu yerden ayrılıp Ürdün'ün doğusundaki 'Sedum' şeh­rine yerleşti. Orada; insanların en günahkar, en inkarcı, içi en

çok kötü ve gidişat bakımından en fazla bozuk olan bir kavim yaşamaktaydı. Çünkü onlar, yol kesiyorlar ve toplantı yerle­rinde kötülüğü işliyorlardı. Fakat hiç kimse onların yaptığı bu kötülüğe engel olmuyordu. Onlar, ne çirkin işlerle uğraşıyor­lardı.

Onlar, kendilerinden önce yeryüzü halkından hiç kimsenin yapmadığı en çirkin ve en kötü suçu işliyorlardı. Bu çirkin işin Adı, homoseksüelliktir. Kur'ân-ı Kerîm, onların durumunu, bize, Yüce Allah'ın şu sözüyle haber vermektedir:

"Rabb 'inizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp ta in­sanlar içinde erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz, sını­rı aşmış bir kavimsiniz[6]

Onların kalpleri o kadar katılaşmış, ahlakları o kadar bo­zulmuştu ki, iyiyi kötüden ayıramıyor ve kötülüğü de gizleme ihtiyacı duymuyorlardı. Öyle ki hiç çekinmeden açıktan açığa homoseksüellik yapabiliyorlardı. Bunun üzerine Allah, onlara, Hz. Lût'u Peygamber olarak gönderdi.

Hz. Lût, onları; Allah'a çağırdı, onlara öğüt verdi, onları yaptıkları kötülüklerden caydırmaya çağırdı ve onları, Allah'ın azabı ile korkuttu. Fakat onlar, Hz. Lût (a.s)'m sözlerine aldı­rış etmediler ve yaptıklarından vazgeçmediler. Üstelik Hz. Lût (a.s) bu tavrında ısrar ederse, onu, aralarından çıkarma ve kovmakla tehdit ettiler. Yüce Allah onların bu tavrını Kur'ân-ı Kerîmde şu şekilde haber vermektedir.

"Onlar: 'Ey Lût! (Bu davadan ) vazgeçmezsen, iyi bil ki, (memleketinden) kovulanlardan olacaksın!' dediler. [7]

Hz. Lût (a.s)'ı ve onunla birlikte iman edenleri, (memle­ketlerinden) çıkarmaya karar verdiler. Çıkarma kararını alma­larının sebebi ise; Hz. Lût (a.s) ile ona inananların, temiz insan

oluşları ve kendilerinin yaptığı çirkin işleri yapmayışlandır. Çünkü kendileri, sapık kimseler idiler. Yüce Allah bu konuda şöyîe haber vermektedir:

"Kavminin cevabı sadece 'Lût ailesini memleketinizden çıkarın; baksanıza onlar (bizim yapıklarımızdan) temiz, kalmak isteyen insanlarmış!' demelerinden ibaret oldu. [8]

İşte bu; akılsızlığın, fikirsizliğin ve basiretsizliğin zirvesi­dir.

Bu çirkin işlerden ötürü temiz insanlar yataklarından çı­kartılıyor ve hicret etme zorunda bırakılıyorlar. Öyle ki o azgın günahkarlar şöyle diyorlardı:

"Kavminin cevabı: 'Onları (Lût'u ve ona iman edenleri), memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar, fazla temizlenen insan­larmış! ' demelerinden başka bir şey olmadı. [9]

Hz. Lût (a.s) ile ona iman edenleri, memleketlerinden çı­karmalarının ve kovmalarının tek nedeni; ağızlarını doldura doldura söylemekten utanmadıkları "Hz. Lût ile ona iman e-denlerin, temiz insanlar olmalarıdır.

Bu günahkar zorbalar nazarmda; iffet, temizlik ve pislik­lerden özellikle de homoseksüellikten uzak kalmak, cezalandı­rılması gereken suç sayılmaktadır. Üstelik böyle bir şey, garip de karşılanmamaktadır. îşte azgınlığın, her asır ve zamandaki mantığı budur. Fakat "(İnsanlara) zulmedenler, hangi dönüşe döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.[10]

Hz. Lût (a.s)'in Misafirleri Olan Meleklerin Kıssası:

Şanı Yüce Allah, o dönemdeki insanların en rezil ve en pi­si olan Lût kavminin kötü olanlarını yok etmek ve onların altı­nı üstüne getirmek istediğinde, onlara, melekleri gönderdi.

Tarihçilerin kaydettiğine; Lût kavminin, beş kasabası ve buralarda yaşayan insanların sayısı, 400.000'den fazla idi.

Melekler, önce yolları üzerinde bulunan Hz. İbrahim (a.s)'a uğrayıp yumuşak huylu bir oğlan çocuğunu ona müjde­lediler ve

Hz. İbrâhîm (a.s)'a; "Sedûm" ve "Amûre" halkını oluştu­ran Lût kavminden intikam almaya gittiklerini ve Allah'ın, iğrenç işlerle uğraşan o kasabalar içerisinde oturanların tama­mının helak etmeyi emrettiğini söylediler.

Bunun üzerine Hz. İbrâhîm (a.s), kardeşinin oğlu Lût'u da helak edilenler içerisinde olmasından endişelenerek onlarla tartışmaya başlayıp onlara: "Helak edilecekler arasında Lût'ta var mı?" diye sordu. Onlar da: "Yüce Allah; onu, ailesini ve müminlerden onunla birlikte olanları kurtaracaktır" diye cevap verdiler. Yüce Allah, bu olayı şöyle haber vermektedir:

"Elçilerimiz, ibrahim 'e, (oğlu olacağına dair) müjdeyi ge­tirdiklerinde: 'Biz (azgınlık ve iğrenç işler yapan) şu memleket halkını helak edeceğiz. Çünkü oranın halkı, zalim kimselerdir.' dediler. (İbrâhîm:) 'Ama orada Lût var!' dedi. (Onlar:) 'Biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz.Onu ve ailesini elbette kurtaracağız, Yalnız kansı müstesna; O, geride (azabta) kalacaklar arasındadır.[11]

Melekler, Hz. İbrahim'in yanından çıkıp henüz bıyıklan terlememiş genç delikanlılar suretinde Hz. Lût'un yanına gir­diler. Meleklerin yüzlerinde, gençliğin ve güzelliğin parıltıları vardı. Melekler, kavminin başına gelecek hakikati Hz. Lût (a.s)'a bildirmediler. Hz. Lût (a.s), onları kendisine gelen mi­safirler sandı. Onlara hoş geldiniz dedi. Fakat onların öğle vakti gelmeleri Hz. Lût (a.s)'ı kederlendirmişti. Çünkü Hz. Lût (a.s), kavminin ahlaksız ve günahkar olanlarının onlara do­kunmasından korkuyordu. Özellikle meleklerin son derece gü­zel olmaları ve onları yanına girerken kavminden birinin göre­rek onlara kötülük etmelerinden endişe duyuyordu. Bundan dolayı Hz. Lût ( a.s), onlara son derece şefkat gösteriyor, kav­minin onların geldiğini duyup ta onlara karşı ahlaksızca sal­dırmalarından korkuyordu. Aynı zamanda ahlaksız kavmi, mi­safirlerine tecavüz etmek isterlerse ne yapacağını düşünmeye başlamıştı. Çok geçmeden korktuğu şey başına geldi. Kavmin­den bir takım erkekler, misafirleri görmek istiyorlardı. Hz. Lût (a.s) onlarla iyilikle mücadele ediyordu. Yumuşak ve hoş bir şekilde onları ikna etmeye çalıştı. Belki onlardan biri, taşkınlık ve sapıklığından vazgeçebilir ve misafirlerine karşı çirkin dav­ranışlardan kaçınabilirdi.

Onlara, kasabanın kızlarıyla evlenmelerini tavsiye etti. Çünkü bu; daha doğru daha güzel daha asaletti ve daha temiz bir işti... Fakat bu ahlaksızlar kötü maksatlarını Hz. Lût'a a-çıkça söylediler Çünkü bu edepsizler Sâdece bıyıkları terle­memiş güzel genç delikanlı kimselere rağbet ediyorlardı. Bu hal karşısında Hz. Lût (a.s)'in gam ve kederi daha da arttı. Me­lekler Hz. Lût a.s)'ın bu durumunu hissettiler. Bunun üzerine melekler Hz.Lût (a.s)'a; kendilerinin insan olmadıklarını ve Allah'ın emriyle halkı zalim olan kasaba halkını helak etmek için gelen melekler olduklarım söylediler. Yüce Allah bu olayı Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle anlatmaktadır.

"Elçilerimiz, Lût 'a gelince; (Kavmi bu güzel kılıklı misa­firlere bir kötülük ederler diye) onlar yüzünden kederlendi ve göğsüne sıkıntı geldi. 'Bu, çetin bir gündür' dedi. (Melekleri, genç delikanlı şeklinde gören Lût'un ) kavmi, koşarak Lût'un yanına geldiler. Daha öncede o kötü işleri yapmaktaydılar. (Lût:) 'Ey kavmim! İşte şunlar, kızlarımdır. Sizin için bunlar daha temizdir, Allah'tan korkun ve misafirlerimin önünde beni rezil etmeyin! İçinizde (bu kötülükten alıkoyacak) aklı başında bir Adam, yok mu?' dedi. Onlar: 'Senin kızlarından bizim bir hakkımız olmadığını biliyorsun. Ve sen, bizim ne istediğimizi elbette bilirsin' dediler. (Lût:) 'Keşke benim size karşı (savu­nacak) bir gücüm olsaydı veya güçlü bir kaleye sığınabilsey-dinı dedi. {Melekler:) 'Ey Lût! Biz Rabbinin melekleriyiz. On­lar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir kısmında ailenle birlikte (yola çıhp) yürü. Eşinden başka sizden hiç biri geri kalmasın. Çünkü onlara gelecek olan (azab),şüphesiz ona da isabet edecektir. Onlara vaat olunan (helak) zamanı, sabahtır. Sabah yakın değil mi? 'dediler. [12]

Melekler, işin gerçek yüzünü ve gelişlerinin gayesini, Hz. Lût (a.s)'a söylediler. Kavmi de, meleklere dokunmaya güç yetiremediler. Hz. Lût (a.s)'a; sabahın aydınlığı oluşmadan önce geceleyin ailesiyle birlikte kavminin bulunduğu yerden çıkmasını bildirdiler. Çünkü kavminin helak anı, sabah vakti olacaktı. Sabah, onların tümden helak ediliş ve yok ediliş vak­tidir. Zira Yüce Allah, bu vakti şöyle bildirmektedir: "Onlara vaat olunan (helak) zamanı, sabahtır. Sabah yakın değil mi? dediler.[13]

Lût Kavminin Helak Edilişi:

Hz. Lût (a.s), misafirlerine (karşı bir zararın gelmeyece­ğinden) emin olup münakaşaları ve gürültüleri içinde kavmini terk edip sabah olmadan kasabadan çıkmak için hazırlığa

ladı. Kavmi, misafirlerini ele geçirmek için Hz. Lût'un evine hücum ettiklerinde, Allah, onların gözlerini kör etti ve bu sa­yede Hz. Lût'un evini bulamadılar. Yüce Allah, bu olayı şöyle haber vermektedir:

"Onlar, Lût 'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı plan­lamışlardı. Hemen Biz, onların gözlerini kör ettik. 'Haydi aza­bımı ve uyarılarımı tadın!' dedik.[14]

Güneş doğduğunda, kasaba, içinde bulunan kimselerle bir­likte ıssız bir harabeye dönüşmüştü...

Allah, onlara, çeşitli şekillerde azab etmiştir ve ayrıca on­ları, düşünen kimseler için bir ibret kılmıştır:

1.  Onların kasabasını, üstünü altına çevirmesi.

2.. Onların üzerine, gökten (gök gürültüsü şeklinde) kor­kunç bir ses göndermesi.

3.  Onların üzerine ateşte pişirilmiş çamurdan taşlar yağ­dırması.

Yüce Allah, bu azab şeklini şöyle bildirmektedir:

"Emrimiz gelince, onların üstünü altına getirdik ve üzerle­rine '(balçık) çamurundan pişirilip istif edilmiş bir çeşit taş' yağdırdık.[15]

Yine Yüce Allah, bu azab şekli ile ilgili olarak şöyle bu­yurmaktadır:

"Güneşin doğma vaktine girerlerken, onları, (gök gürültü­sü şeklinde) 'o korkunç ses' yakaladı. Böylece kasabalarının, üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.[16]

Hz. Lût'un Hanımının, Helak Edilenler İçerisinde Olması:

Hz. Lût'un hanımı, helak edilenlerle birlikte helak oldu. Çünkü o, Allah'a iman etmemişti. Kavmine gelen azab, onu da içine aldı. Peygamber hanımı olması, ona bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah, kafirleri helak edeceğini vaat etmişti. Yüce Al­lah, bu hususu şöyle anlatmaktadır:

"Bunun üzerine Lût'u ve geride kalan yaşlı bir kadın dı­şında bütün ailesini kurtardık.[17]

Süheylî der ki: "Hz. Lût'un hanımının adı, Vâlihe'dir. (Allah) iki kızıyla birlikte Hz. Lût (a.s)'i azabtan kurtardı."

Bazı tarihçiler derki: "Bugün Lût gölü diye bilinen ölü de­niz, bu olaydan önce mevcut olmayıp kasabanın üstünü altına çeviren zelzele sonucu meydana gelmiştir ve bu yüzden deniz seviyesinden 400 m. daha aşağıda olmuştur." Bu görüş, Lût golü çevresinde Lût kavminin yaşadığı şehirler ile ilgili yapı­lan yeni araştırmalar sonucunda tespit edilmiştir.

İbn Kesîr (rh.a) derki: "Allah, Lût kavminin yaşadığı böl­geyi, suyundan yararlanılamayan kokuşmuş göl haline getirdi. Bu gölün etrafındaki araziden de faydalanılamaz. Çünkü bura­sı, bozuk çukurlar halindedir. İşte bu durum; bir ibret, bir öğüt ve Allah'ın kudretine ve yüceliğine karşı taşkınlık gösterip nefsine uyarak peygamberini yalanlayan ve Allah'ın emrine muhalefet eden kişiden intikam alma hususundaki izzetine de­lildir."[18]

Önemli Bir Konu:

Bazıları: "Bir peygamberin hanımı, kocasına ihanet edebi­lir mi? Diye sorabilir ve örnek olarakta, Hz. Nuh ile Hz. Lût'un hanımlarının, kocalarına ihanet ettiğini Kur'an'm haber verdiğini dile getirebilir

Buna şöyle cevap verilir: Peygamberlerin hanımlarının, kocalarına ihanet etmeleri ve onların zina suçunu işlemeleri, mümkün olamaz. Çünkü Allah, peygamberlerini; şereflerine zarar verecek lekelerden ve hanımlarını da fuhuş gibi çirkin işlerden korumuştur. Çünkü bu tür davranışlar, günahtan ma­sum temiz peygamberlere eziyettir.. İşte Abdullah ibn Abbas bundan dolayı şöyle der:

"Hiçbir peygamberin hanımı, kocalarına ihanet etmemiş ve fahişelik yapmamıştır.[19]

Bu, Selef ve Halef imamlarının görüşüdür.

İnkarcılığa gelince, bu, peygamberlerin hanımlarından i-nanmayanlar çıkmıştır. Hz. Lût'un hanımı, kafirdir. Hz. Nuh'un hanımı da kafirdir. Yüce Allah, bu iki kadım, (kafirle­re) örnek olarak şöyle anlatmaktadır:

"Allah, inkar edenlere; Nuh'un karısı ile Lût'un karısını Örnek verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikahında iken onlara hainlik ettiler. Kocaları, Allah 'tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara: 'Haydi, ateşe girenlerle be­raber siz de girin!' denildi. [20]

Burada "hainlik = ihanet" ile kastedilen; Allah'a iman etmemiş olmaları itibariyle "(Peygamber olan kocalarına) din konusunda (iman etmemeleri şeklinde meydana gelen) hain­liktir.

. İbn Kesîr (rh.a) bu konu ile ilgili olarak şöyle der: "Bu iki kadının hainliği, din konusundadır. Çünkü bu kadınlar, kocala­rının dinine girmemişlerdi. Yoksa buradaki hainlik ile, onların, fuhuş yaptıkları kastedilmemektedir. Çünkü Allah, hiçbir pey­gamberin hanımının fahişelik yapmasını takdir etmemiştir. Bunun aksini söyleyen, büyük bir hata işlemiş olur.[21]

Muhammed Ali Sabuni