Hz. Peygamber'in Kıssasınd aGarip Bir Kıssa ve Haber

Hz. Peygamber'in Kıssasınd aGarip Bir Kıssa ve Haber

Neredeyse insanın kabul edemeyeceği, gerçek manada meydana gelemeyeceği, kalbin sızladığı ve acı ile hasretin fişkırdığı şu kıssayı bir dinleyelim:

Rivayet edildiğine göre; sahabelerden birisi, Resulullah (s.a.v.)'in meclisine üzüntülü ve kederli olarak gelip gidiyor­du. Resulullah (s.a.v.) bir gün onun bu durumunun farkına va­rarak ona:

-  'Şimdiye kadar seni hiçbir şekilde üzüntülü ve kederli görmemiştim?' buyurdu. Sahabede:

-  'Ey Allah'ın Resulü! Doğrusu (nu söylemek gerekirse) cahilliye döneminde iken bir günah işlemiştim. Müslüman ol­duğum halde bile Yüce Allah'ın, (cahilliye de İken işlemiş ol­duğum bu günahımdan dolayı) beni bağışlamamasından kor-

•kuyorum!' dedi. Resulullah (s.a.v.):

-  'Haydi işlemiş olduğun günahı bana anlat?' buyurdu. Sahabede:

-  'Ey Allah'ın Resulü! Ben, kız çocuklarını diri diri topra­ğa gömen birisiydim. Bir gün hanımım, kız çocuğu doğurdu. (Hanımım benden, onu Öldürmeyeceğime dair kendisine söz vermemi istedi.) Bende kız çocuğunu hanımıma vermeye dair söz verdim. Nihayet o büyüdü ve her şeyi anlayabilecek bir duruma geldi. Üstelik çok güzel birisi olmuştu. (Kızımın çok güzel olmasından dolayı) birçok kimseler kızımı (evlenmek için) istedi. Bu durum izzet-i nefsime çok ağır geldi. Onu ev­lendirmeye veya bekar olarak evde bırakmaya da kalbim ta­hammül etmedi. Hanımıma bir hile kurup ona: 'Akrabalarımı ziyarete gitmeyi istiyorum. Onu da benimle birlikte gönderde teselli bulsun' dedim? Hanım, benim bu düşünceme sevindi. Hemen onu mücevherlerle ve güzel elbiselerle süsledi. Sonra­da onu benimle birlikte gönderdi. Onu şehrin dışındaki bir ku­yunun başına götürdüm. Sonrada kuyunun içerisine baktım. Kuyunun içine baktığımı gören kız çocuğu, benim kendisini kuyunun içine atmayı istediğimi anladı. Bunun üzerine bana sarılıp kendisini kuyuya atmamama dair yalvarmaya ve ağla­maya başlayarak: 'Babacığım! Annemin vasiyetini zayi etme!' diyordu. Bende onun bu durumuna acıdım (ve onu öldürmekten vazgeçtim). Fakat ikinci kez tekrar izzet-i nefis ağır bastı ve kendimi utançtan kurtarmak için şeytan bana galip geldi. Bundan dolayı onu kuvvetli bir şekilde tutup ters çevrilmiş olarak kuyunun içine attım. Sesi kesilinceye kadar orada bek­ledim, (sesi kesildikten sonra) yaptığım işten mutmain olarak evime geri döndüm. Artık benden, bu utanç verici durum kay­bolup gitmişti' dedi.

Resulullah(sav) bu kıssayı dinlediğinde ağladı. Sahabeler­de onunla birlikte ağladılar. Daha sonra Resulullah (s.a.v), o sahabeye:

- 'Eğer ben, cahiliyyede yaptığı herhangi bir şeyden dolayı bir kimseyi cezalandırsaydım, elbette seni bu günahın sebebiy­le cezalandırırdım' buyurdu."[53]

Diri diri kız çocuğunu toprağa gömme veya öldürme olayı, Arapların İslam dininden önceki cahiliyyede yaptıkları sapık­lıkların ve akılsızlıklarının sadece bir kısmıdır.

Zemahşerî, "el-Keşşâf isimli tefsirinde, cahilliye döne­minin 'yemin şekli' ile ilgili olarak şunları söyler:

"Cahilliye döneminde adamın birisi, eğer kendisinin bu şekilde çocukları doğduğu takdirde onlardan birisini -Abdulmuttalib'in yemin ettiği gibi- boğazlayacağına dair ye­min ederdi."

Abdullah ibn Abbas (r.a.) ise Arapların cahilliği ile ilgili olarak şunları söyler: "Sen Arapların cahilliklerini bilmek istiyorsan, En'am Suresinin 139'uncu ayeti kerimesinden son­ra yer alan Yüce Allah'ın:

"Cahillikleri yüzünden çocuklarını beyinsizce öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı Allah'a iftira ederek ha­ram sayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır. Onlar (cahil-tiye döneminde böyle yapan Araplar) şüphesiz sapıtmışlardır. Zaten hidayete erenlerden olmamışlardır." (En'am: 6/140) buyruğunu okuyabilirsiniz.[54]

Muhammed Ali Sabuni