Hz. YAKUB (A.S)

Hz. YAKUB (A.S)

"Nihayet (ibrâhîm) onlardan (babası ve kavminden) ve Allah'ın dışında taptıkları şeylerden uzaklaşıp bir tarafa çe­kildiği zaman Biz ona îshâk 'ı ve Ya 'kûb 'u bahşettik ve her bi­rini Peygamber yaptık. Onlara rahmetimizden bağışta bulun­duk ve kendilerine güzel ve üstün bir şan şöhret nasip ettik." (Meryem.: 19/49-50)

Hz. Ya'kûb (a.s)'ın Soyu:

Hz. Ya'kûb (a.s),[1] Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İshâk'm oğlu­dur. Annesi; Tarihçilerin "Tarah" dediği Âzer'in oğlu Nahur'un oğlu Betvaîl'in kızı Refka'dır.[2]

Hz. Ya'kûb'un on iki oğlu vardı. İsrail oğulları toplulukla­rı, Hz. Ya'kûb (a.s)'a nispet edilirler.

Hz. Ya'kûb (a.s)'a, "İsrail" de denilir. Yüce Allah bunun­la ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

"Tevrat 'in indirilmesinden önce İsrail 'in (Ya 'kûb 'un) kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü, İsra­il oğullarına helal idi. (Onlara:) 'Eğer doğru sözlü iseniz, o zaman Tevrat'ı getirip onu okuyun' de "[3]

Tevrat ehline göre; Allah, Hz. Ya'kûb'a, İbranice'de "Rûhullah" anlamında 'İsrail" adını vermiştir. Az önce de a-çıkladığımız gibi, burada kastedilen; İsrail'in, Hz. Ya'kûb'un ismi olduğunu ve Yahudilerin ona nispet edildiğini bilmemizdir.[4]

 

Hz. Ya'kûb (a.s)'ın Hayatı:

 

Tarihçilerin kaydettiğine göre; Hz. Ya'kûb (a.s), Ken'anlılarm ülkesi (Filistin)'de dünyaya geldi. Babası Hz. İshâk (a.s.)'m himayesi altında büyüdü. Annesi Refka, ona; Ya'kûb'un kardeşi Ays (îs)'m, Ya'kûb'u (ölümle) tehdit ettiği ve Ya'kûb'a zarar vermesinden korktuğu için, Irak'taki Babil ülkesinde yaşayan dayısı Lâbân'm yanma gitmesini ve (Ays'm öfkesi yatışmcaya kadar) orada ikamet etmesini istedi.

Hz. Ya'kûb (a.s), annesinin isteği üzere dayısına gitmek üzere yola çıktı. Akşam olunca, yolda bir yerde yatıp uyudu. Rüyasında, meleklerin, kendisini, göğe çıkarıp Rabbiyle ko­nuştuktan sonra geri indirdiklerini gördü. Rabbi, ona: "Seni mübarek kılacağım. Soyunu çoğaltacağım. Zaten bu topraklan, senin çocukların ve torunların için yarattım" diyordu. Gördüğü rü ya dan dolayı uykudan neşe içinde uyandı ve rüyayı gördü­ğü o yerde Allah için bir mabet yapmayı adadı. (Bir daha gel­diğinde) o mekanı tanıyabilmek için orayı yağla boyadı ve o-rayı "Beytu İl" (Beytullah = Allah'ın evi) diye adlandırıp Hicr denilen yere yöneldi... Orası, bugün Hz. Ya'kûb (a.s) 'm inşa ettiği Beytü'l Makdis (Mescidi Aksa)'in bulunduğu yerdir. Daha sonra Hz. Yakûb (a.s) yoluna devam edip Irak'taki da­yısının yanma vardığında dayısının iki kızı olduğunu gördü. Büyüğünün adı Leyyâ ve küçüğününki ise Râhîl idi...Hz. Yakup (a.s) dayısından evlenmek için küçük kızı Râhîl'i istedi. Râhîl, diğerine göre çok güzel ve daha alımlıydı. Dayısı, 7 yıl kendisine hizmet etmesi ve koyunlarını otlatması karşılığında kızını ona vereceğine söz verdi.

Belirtilen müddet geçince, dayısı bir yemek ziyafeti hazırlayıp insanları bu yemeğe çağırdı. Sonra büyük kızı Leyyâ'yı geceleyin Ya'kûb'u gerdek odasına soktu. Leyyâ, çirkin görünümlü ve gözlerinin feri zayıflamış bir kızdı. Sabah olunca Hz. Ya'k'ûb birde baktı ki, Leyyâ ile evlenmiş. Hemen dayısının yanma gidip ona:

-  'Beni aldattın. Ben senden Râhîl'i istemiştim' dedi. Da­yısı da, ona;

-  'Evde büyük kız dururken küçüğünü kocaya vermek biz­de Âdet (sünnet) değildir. Eğer Râhîl'i istiyorsan, bana 7 yıl daha çobanlık et. Onu da sana vereyim' dedi. Bunun üzerine Hz. Ya'kûb (a.s) 7 yıl daha dayısına çobanlık etti. Müddet do­lunca, Râhîl ile evlendi. Böylece Hz. Ya'k'ûb (a.s), iki kız kar­deş ile evlenmiş oldu. Onların şeriatında bir erkeğin iki kız kardeş ile bir arada evli bulunması yasak olmayıp caizdi. Bu uygulama daha sonra, İslam şeriatında da olduğu gibi, Tevrat şeriatı ile nesh edildi.[5]

Lâbân, her iki kızma birer cariye hediye etti. Leyyâ'ya he­diye ettiği cariyenin Adı "Zülfa", Râhîl'e hediye ettiği cariye­nin adı ise "Belhâ" idi. Her iki kadında, cariyelerini, Hz. Ya'kûb'a hediye etti. Sabah oîunca, Ya'kûb'un yanında 4 ka­dın olmuştu. Bu kadınlar, Hz. Ya'kûb (a.s) için, "Esbât" (İsra­il oğullan kabileleri) denilen 12 çocuk dünyaya getirdiler. Hz. Ya'kûb'un Leyyâ'dan 6 çocuğu dünyaya gelmişti. Bunlar:

1. Rûbîl, 2. Şimon, 3. Lâvı, 4. Yahûzâ, 5. İsâhir, 6. Zâbilûn. Rûbîl, Hz. Ya'kûb'un en büyük çocuğudur. Hz Mûsâ (a.s), Lâvînin soyundan gelmiştir.

Yahudi kelimesi ise Hz. Yakup (a.s) *ın oğullarından biri olan ';Yahûzâ"dan alınmıştır.

Râhîl' ise iki oğlan çocuğu doğurmuştu. Bunlar: 1.  Hz. Yûsuf(a.s)2. Bünyâmîn.

Râhîl'in cariyesi Belhâ'nın iki erkek çocuğu dünyaya gelmişti. Bunlar:

l.Dân, 2. Niftâlîidi.

Leyyâ'nm cariyesi Zülfâ'nın ise iki çocuğu olmuştu. Bun­lar:

1.  Câd, 2. Eşîr idi.

Böylece Hz. Ya'kûb (a.s)'ın 12 çocuğu oldu. 6'sı Leyyâ'dan, 2'si Belhâ'dan ve 2'si de Zülfâ'dan dünyaya gel­mişti. Bunların hepsi; rüyasında 12 yıldızın, Güneşin ve Ay' in kendine secde ettiği Hz. Yûsuf un kardeşleri idi. Bu konu, ya­kında Hz. Yûsuf (a.s)'m kıssasında anlatılacaktır.

Hz. Ya'kûb (a.s)'m çocuklarının her birinden bir Yahudi kabilesi oluştu.

Tarihçiler derler ki: "Bünyâmîn hariç Hz. Ya'kûb (a.s)'ın diğer bütün çocukları, Hz. Ya'kûb (a.s) Irak'ta dayısmın ko­yunlarını otlattığı sırada doğmuştu. Bünyâmîn ise, Hz. Ya'kûb (a.s)'m, Filistin'deki Ken'anlılarm ülkesindeki vatanına dön­dükten sonra doğmuştu. [6]

Hz. Ya'kûb (a.s)'ın Ölümü:

Hz. Ya'kûb (a.s), oğlu Yûsuf a olan kederinden dolayı gözlerini kaybetmişti. Çünkü Yûsuf un kardeşleri, ona, bir tu­zak kurmuşlardı...

Uzun müddet Yûsuf u kaybedip son derece acı ve keder­den sonra Yûsuf a tekrar kavuşunca, Allah, ona, gözlerini geri verdi... Yüce Allah bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmakta­dır:

"Müjdeci gelince, (Yûsuf'un) gömleğim Ya 'kûb 'un yüzüne koydu ve (gözlen) görecek duruma geldi. O zaman: 'Ben, size, Allah tarafından (bir vahiy ile) sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim, demedim mi?' dedi [7]

Hz. Ya'kûb (a.s), oğlu Yûsuf a Mısır'da kavuştu... Hz. Ya'kûb (a.s), çok sevdiği oğlu Yûsuf a kavuştuktan 17 yıl son­ra 147 yaşında iken öldü.

Hz. Ya'kûb (a.s), oğlu Yûsuf a; kendisini, babası Hz. İshâk (a.s)'m yanma gömmesini vasiyet etti. Hz. Yûsuf ta, ba­basının bu vasiyetini yerine getirmek için naaşım Filistin'e gö­türüp Habrun'daki (el-Halil şehrindeki)[8] mağaraya babası Hz. İshâk'ın yanma gömdü... Allah'ın salat ve selamı onların üzerine olsun.

Muhammed Ali Sabuni