Hz. Yakup ve Hz. Yusuf (aleyhimesselâm) - 3. Bölüm

Hz. Yakup ve Hz. Yusuf (aleyhimesselâm) - 3. Bölüm

Kral her zamanki gibi yatağına geç vakitte girmişti. O, geç yatar geç uyanırdı. Fakat o sabah korkuyla fırladı yatağından. Güneş henüz doğmamıştı. Yüzü sapsarıydı. Çok ilginç bir rüya görmüştü. Nil Nehri’nin kıyısında yedi semiz inek otluyordu. Birdenbire nereden çıktığını bilemediği yedi cılız inek geldi ve yedi semiz ineği yedi. Bir de yeşil başak ile yedi kuru başak gördü rüyasında.

Bu rüya onu çok rahatsız etmişti. Anlamı neydi? Kâhinleri, sihirbazları, rüya yorumcularını çağırttı ve bu tuhaf rüyanın ne anlama geldiğini sordu. Ona:

- Efendimiz, bunlar anlamsız, karmakarışık hayaller, kafanızı böyle şeylerle yormayınız... dediler.

O sırada şarapçı, krala içki dolduruyordu ve birdenbire hatırına Yusuf (aleyhisselâm) geldi. Kendi rüyasını yorumlamış ve aynen çıkmıştı. Krala ondan bahsedince, onu derhal hapishaneye Hz. Yusuf’un yanına gönderdi. Şarapçı:

- Ey doğru sözlü Yusuf, bu rüyayı yorumla. Bu vesileyle senin kadrini bilirler ve sana hayırlı bir müjdeyle dönerim.

Hz. Yusuf şöyle dedi:

- Mısır’da yedi verimli yıl yaşanacak, toprak Mısır insanına bütün bereketini sunacak. Ardından yedi kurak yıl gelecek ki, bütün erzakı yiyip tüketecek. Sonra yeniden bolluk yılları gelecek. Bu yüzden Mısır halkı önümüzdeki yedi sene boyunca tasarruflu bir hayat yaşayıp erzak depolasınlar ki kuraklık yılları gelip çattığında sıkıntı çekmesinler.

Haberci uçar gibi hükümdarın huzuruna gitti ve Yusuf’un (aleyhisselâm) yorumunu aktardı ona. Kral rüyanın yorumunu duyunca çok sevindi ve Hz. Yusuf’un derhal serbest bırakılıp huzuruna getirilmesini emretti. Ne var ki Hz. Yusuf suçsuzluğu ispatlanmadan çıkmayı reddetti. Onun derdi hapishaneden çıkmak değildi. Masumiyetinin ispat edilmesiydi. Çünkü o Allah’ı anlatan bir peygamberdi. Halkın ona kötü gözle bakması görevini yerine getirmesine mani olurdu. Herkes onun suçsuz ve mağdur olduğunu bilmeliydi. Ancak o şartla çıkabilirdi. Şöyle dedi:

- Haksız yere zindana atıldığım ispatlanmadıkça buradan çıkmam. Efendine git ve de ki, bıçaklarla ellerini kesen kadınlar ne düşünüyorlar, Efendin tahkikat yapsın. Rabbim, o kadınların hilelerini ve benim masum olduğumu biliyor. Fakat ben, kralla birlikte bütün halkın da bunu bilmesini istiyorum.

Bunun üzerine kralın bizzat kendisi olayı araştırdı, soruşturdu ve onun gerçekten suçsuz olduğunu gördü. Hz. Yusuf’u hapishaneden çıkarıp, saygı ile karşıladı. Onunla sohbet edince üstün bir zekâ ve ahlâka sahip olduğunu gördü. İdeal bir vezirin sıfatlarını taşıyordu. Hz. Yusuf’tan veziri olmasını istedi. Hz. Yusuf da hazine ve maliye işlerinden sorumlu vezir olmak istediğini söyledi. Çünkü yedi bereketli yılın ardından yedi kıtlık senesi gelecekti ve bu çetin yılları ancak bir peygamber idare edebilirdi.

İlim ve bilgeliğini kullanarak gelmesi mukadder kurak seneler için erzak depolamaya başladı. Biliyordu, çünkü onun muallimi Allah’tı. Bolluk yılları geçti ve ardından kıtlık yılları gelip çattı. Kurak yıllar hem Mısır topraklarını hem de civar ülkeleri vurdu. Mısır halkı gıda için krala baş vurunca onları Hz. Yusuf’a gönderdi. O da hazinelerin ağzını ardına kadar açtı ve erzak satmaya başladı. Böylece devletin hazinesi dolup taştı ve ülkenin zenginliğine zenginlik kattı.

Ülkeyi bir peygamber yönetiyordu. Kral iman etmişti. Devlet adamlarının çoğu da Müslüman olmuştu ve Hz. Yusuf dış ve iç güzelliğiyle gerçek bir kulun nasıl olması gerektiğini bütün insanlığa göstermişti. İslâm’ın güzelliklerini hem sözleri hem de hareketleriyle temsil eden bir insana kim hayran olmazdı ki!

Nevzat Savaş