PERSONEL YÖNETİMİ

PERSONEL YÖNETİMİ

Personel, en geniş anlamıyla organizas­yondaki bütün beşeri kaynaklan, yani gö­revleri ne olursa olsun organizasyon faali­yetlerinde yeralan bütün insanları ifade eder. Başka bir ifadeyle, işletmede çalışan insanlar, yaptıkları işin niteliğine bakıl­maksızın personel kavramlarıyla adlandırı­lır. Ancak organizasyonda yerine getirdik­leri görevler açısından ele alındığında per­sonel dört gruba ayrılabilir:

a)  Yönetici personel: Organizasyonda yer alan üst, orta ve alt kademe yöneticileri­ni kapsar.

b) Büro personeli (beyaz yakalılar): Yö­neticiler dışında kalan ve büro hizmetlerin­de çalışan bütün elemanlardır.

c) Teknik personel (mavi yakalılar): Yö­neticiler dışında kalan ve teknik işlerde ça­lışan mühendis, teknisyen ve ustabaşılar-dan oluşur. Genel ofarak görevleri üretim faaliyetlerine nezaret etmektir.

d) İşçiler: Bedeni gücünü üretimde kul­lanan insanlardır. Doğrudan doğruya üre­timde çalışan (direkt) ve bunlara yardım eden, dolaylı olarak üretime katılan (indi-rckı) işçiler olmak üzere iki gruba ayrılabi­lir. Dolaylı olarak üretime katılan işçiler te­mizlik, bakım-onarım ve bekçilik gibi görevleri yerine getirirler. Bir başka açıdan iş­çiler vasıflı (nitelikli) ve vasıfsız (nitelik­siz) olarak da gruplandınlabilir.

Organizasyonlarda personel fonksiyo­nundan bahsedildiğinde o organizasyon içinde çalışan bütün beşeri kaynaklarla ilgi­li sorunlar akla gelir. Bunlar, genel olarak işlerin analiz edilmesi, çalışacak elemanla­rın nitelik ve niceliğinin belirlenmesi, işe alınması ve yerleştirilmesi, değerlendiril­mesi, ücretlendirilmesİ, eğilim ve geliştir­me çabalan, endüstriyel ilişkiler ve toplu pazarlık, adalet ve hakkaniyetin sağlanması gibi sorunlardır.

Personel yönetimi ise, örgüt içindeki be­şeri kaynaklarla ilgili fonksiyonların plan­lanması, organize edilmesi, yürütülmesi, koordinasyonu ve kontrolü demektir. Daha geniş bir tanımla personel yönetimi, organi­zasyonun ihtiyaç duyduğu beşeri kaynakla­rın planlanması, işe alınması başarılarının değerlendirilmesi, ücretlendirilmesİ, eğiti­mi ve geliştirilmesi ve endüstriyel ilişkilere ait bütün faaliyetlerin planlanması, organi­ze edilmesi, yürütülmesi, koordine ve kont­rol edilmesidir. Burada belirlenen personel yönetiminin, görev alanı itibariyle üç boyu­tu bulunmaktadır: Teknik, idari ve davranış boyutu. Teknik boyut daha çok personel fonksiyon lannm yerine getirilmesinde kul­lanılabilecek teknik ve yöntemleri ifade eder. Personel seçme ve eğitme teknikleri gibi. İdari boyut beşeri kaynaklarla ilgili kayıtların tutulması özlük işleri, büro yöne­timi, dosyalama ve istatistiklerin düzenlen­mesiyle ilgili her türlü faaliyetin planlan­ması, uygulanması ve kontrolünü kapsar. Davranış boyutu ise, çalışanları özendirme, intibak ettirme, güdüleme ve geliştirme gibi hususlardan oluşur.

İşletme içinde personel yönetiminin amacı iki yönlüdür: Personel yönetimi her şeyden Önce bir olt sistem olarak örgülün amaçlarının gerçekleştirilmesine hizmet eder. Yanı işletmenin kârlılığını arttırmaya, büyüme ve sürekliliğini sağlamaya çalışır. Bu sebeple personel yönetiminin temel amacının Örgütte çalışan herkesten azami faydayı sağlamak olduğu söylenebilir. Bu amaç İnsanların işletmede çalışmaya özen­dirilmesi, seçilip işe alınması ve işletmede korunmalanyla ilgili görevleri kapsar. Bu ise, çalışanların maddi ve manevi olarak tatmin edilmelerine, çalışmaya motive edil­melerine bağlıdır. Bunlar da personel yöne­timinin ikinci alanındaki amaçlarını oluştu­rur. Başka bir ifadeyle personel yönetimi­nin işletmede çalışanlara ve işletmeye yö­nelik olmak üzere iki yönlü amacı bulun­maktadır. Çalışanlara yönelik amaçlar; özendirme, koruma, güdüleme ve geliştir­me olarak dört lemel kavramla tanımlanabi­lir, işletmeye yönelik amaç ise onun kârlı­lık, etkililik ve verimliliğine katkıda bulun­maktadır.

Personel yönetimi, bugünkü anlam ve kapsam itibariyle yeni bir disiplin olarak görülebilir. Ancak kişilerarası çalışma iliş­kilerini incelemesi yönüyle oldukça eski bir konudur ve insanlığın tarihiyle birlikte ele alınabilir. Modern anlamda personel yöne­timinin doğuşunu sanayi devrimine götür­mek mümkündür. Ancak gerçek anlamına kavuşması 19401ı yıllara rastlamaktadır:

Sanayi devrimi öncesi çalışma hayatın­da işçi ile işveren ayrı ayn kişiler olarak iliş­ki kuruyorlardı ve bu ilişkinin temelini üc­ret ve işin konusu oluşturuyordu. Zanaat­karlığa dayanan işlerde ise çoğunlukla par­ça başı esas alınarak yapılıyor ve bu işler evlerde (ya da küçük atelyelerde) gerçekleşti­riliyordu. Üretim, sermayedar tarafından usta ve çıkarlara yaptırılıyor ve sınırlı bir pazara sunuluyordu. Kalfa ve çıraklar zana­at öğrenebilme karşılığı olarak, ya ücretsiz veya parça başı az bir ücretle çalışıyordu. İster işçi ile işveren olarak ayn ayrı kişilerin ilişkileri, isterse zanaatkarlığa dayanan us-ta-çırak ilişkileri olsun, herkesin kendi te­mel ihtiyacını karşılıyor olması sebebiyle toplumun ekonomik yapısı üzerinde fazla­ca hissedilmiyordu. Çalışan ve çalıştıranlar açısından çalışmanın amacı, hayatı devam ettirmek ve temel ihtiyaçları karşılamak­tır.

Sanayi devriminden sonra insan gücü­nün yerini makinalann alması ve çalışma amacının kâra yönelmesi, çalışanlarla çalış­tıranlar arasındaki ilişkilerin niteliğini bü­tünüyle değiştirmiştir. Fabrika sistemine geçilmesi çalışmayı evlerden belirli üretim merkezlerine taşıdı ve dolayısıyla sayısı gi­derek artan makinalara yardımcı bir işgücü­ne ihtiyaç duyulmaya başlandı. İşletmelerin büyümesi, sermayenin belirli ellerde top­lanmasını, çok sayıda işçi kitlesinin oluş­masını ve bunların giderek bazı organizas­yonlarda (sendikalar) toplanmasını sağladı. Bu dönemde ücret seviyeleri, çalışma süre­si, çalışma şartlan ve çalışma yeri gibi pek çok konuda sorunların yoğunlaştığı görül­mektedir.

Birinci Dünya Savaşi'nda özellikle savaş teknolojisinin gelişmesi vasıflı eleman ihti­yacını doğurmuştur. Savaşın yoğun olduğu dönemlerde çalışabilir nüfusun çoğunun askere alınması, endüstri alanında bir taraf­tan üretim artışını gerekli kılarken diğer ta­raftan işgücüne duyulan talebi arttırmıştır. Bu durum, vasıflı ve vasıfsız işgücünün durumunu toplumun ilgili kuruluşları karşı­sında iyileştirmiştir. Bu dönemde ücret artı­şı, çalışma saatlerinin kısaltılması, işçi sen­dikalarının gelişmesi ve işçi temsilcilerinin komite toplantılarına katılması gibi işçi le­hine değişiklikler yapıldığı görülmektedir. Yine bu dönemde başta ordu olmak üzere her alanda beşeri özelliklerin belirlenmesi yönünde çalışmalar yapılmaya başlandı. Personel fonksiyonu olarak eleman seçme ve eğitim ön plana çıktı. Diğer taraftan işgü­cü talebindeki artış pek çok olumlu gelişme yanında işgücü devrini ve işgücünün seyya-liyetini arttırdı.

Bu arada bilimsel yönelim harekeline bağlı olarak personelden azami verimi elde etmek ve üretimi arttırmak yönünde olduk­ça büyük gelişmeler kaydedildi. Zaman ve hareket etütleriyle birlikte üretim artışı bü­yük oranlara ulaştı. Howthorne araştırmala­rının ve beşeri ilişkiler yaklaşımının bilim dünyasında ağırlık kazanmaya başlamasıy­la çalışanların beşeri yönü önem kazandı. Çalışanlar arasındaki ilişkiler üzerinde du­rulmaya, liderlik ve yöneticilik süreçleri üzerinde çalışılmaya başlandı. Bu yakla­şımlar sadece işçi değil, tüm personeli kap­sayarak demokratik eğilimleri arttırdı. 1929-30 yılında görülen ekonomik kriz, iş­sizliği arttırarak bazı olumsuz gelişmelere sebep olmuşsa da bu durum çalışanlarla il­gili konuların kanunlaştı almasına yardım­cı olmuştur.

İkinci Dünya Savaşından sonra ise, özel­likle yönetici personelin önem kazanmaya başladığı görülmüştür. Yöneticilerin yetiş­tirilmesi ve geliştirilmesiyle ilgili teknikler ortaya çıkmaya başlamıştır. Ancak savaşın insan üzerindeki olumsuz etkilerini gider­mek amacıyla başlatılan psikolojik çalış-

malar, örgütlere de uyarlanmıştır. Tüm çalı­şanların psikolojik yapısı, görevlerini etki­leyen faktörler, motivasyon ve moral gibi pek çok konu Ön plana çıktı.

1980'li yıllarda ise personel yönetimi kendi alanında kavramlarıyla, teknik ve yöntemleriyle, analiz ve yaklaşımlarıyla ve nihayet ilke ve teorileriyle ayrı bir disiplin haline gelmiştir. Gerek kamu, gerekse Özel işletmelerde personel yöneticiliği uzman­lık isteyen bir meslek dalı haline dönüşmüş­tür.

Ömer DÎNÇER Bk. Organizasyon