Resulullah (s.a.v.)'in, Tevrat'taki Vasıfları

Resulullah (s.a.v.)'in, Tevrat'taki Vasıfları

imam Ahmed, Ata b. Yesâr'm şöyle söylediğini rivayet etmiştir:

"Abdullah b. Arnr b. As ile karşılaşıp ona:

- Resulullah (s.a.v.)'in Tevrat'taki vasıflarını bana anlatır mısın?' diye sordum. O da:

- Evet!  Allah'a yemin ederim ki,  Resulullah  (s.a.v.) Kur'an'daki bazı vasıflarıyla Tevrat'ta vasıflanmıştır. Şöyle ki:

"Ey Peygamber! Biz seni (insanlara) bir şahit, bir müjdeci, bir korkutucu[33] ve ümmiler için de koruyucu olarak gönder­dik. Sen elbette benim kulum ve resulümsün. Ben sana "el-Mütevekkil" ismini verdim. Bu Peygamber; kötü huylu, katı kalpli ve çarşılarda rast gele bağırıp çağıran birisi değildir. O, kötülüğü kötülükle uzaklaştırmaz. Aksine o (kendisine yapılan kötülüğü) affeder ve bağışlar. Allah, eğrilip (haktan) sapan bir milleti bu peygamberin irşadıyla 'La ilahe illallah' tevhid sö­zünü söylemeleri suretiyle doğrultmadıkça onun ruhunu almayacaktır. Allah, bu tevhid kelimesiyle; birçok kör gözleri, sağır kulakları ve kapalı kalpleri açacaktır."[34]

İbn İshâk, Hassan b. Sâbit'in şöyle söylediğini rivayet e-der:

"Ben, yedi veya sekiz yaşlarında yetişkin bir çocuktum. Görüp duyduklarımı anlayabilecek durumdaydım. Bir sabah Yahudi'nin biri, Medine-i Münevvere'de yüksek bir sesle:

- Ey Yahudi topluluğu! diye bağırmaya başladı. Halk et­rafına toplandı. (Ben de söylenenleri dinliyordum.) Ona:

- Yazıklar olsun sana! Ne oluyor sana!' diye sordular. O da:

- Bu gece dünyaya gelen (ve Tevrat'ta geleceği müjdele­nen) 'Ahmed'in yıldızı doğdu' diye cevap verdi."

Muhammed Ali Sabuni