Resulullah (s.a.v.)'in, Ümmetine Şefkat ve Merhamet Görüntüleri

Resulullah (s.a.v.)'in, Ümmetine Şefkat ve Merhamet Görüntüleri

Biz, bu peygamberin ümmetine olan şefkat ve merhameti­nin çok az bir kısmını belki anlayabiliriz. Çoğunu ise anlaya-mayabiliriz. Ama yinede Resulullah (s.a.v.), ümmetinin; zillete düşmesinden, sapıtmasından veya -önceki ümmetlerin kendi­lerine gelen peygamberleri yalanlamaları veya Allah'ın şeria­tından ve dininden yüz çevirmeleri sebebiyle azaba uğramaları gibi- azaba uğramasından ve helak olmasından korktuğu için onların böyle bir duruma düşebileceğini hatırladığı zaman göz­leri doluyordu. Resulullah (s.a.v.)'in, ümmeti için korkuya ve endişeye kapılıp ağlamasının sebebi işte budur. Yüce Allah ise Resulullah (s.a.v.)'in bu durumunu gördüğünde ona şöyle gü­vence verdi:

"Oysa sen onların içinde bulunduğun müddetçe Allah on­lara azap edecek değildir. Yine onlar (in içlerinde) istiğfar e~ denler varken de Allah onlara azap edecek değildir."

Bundan dolayı Yüce Allah, kendilerine gönderilen pey­gamberleri yalanlamalarından ötürü geçmiş ümmetlere isabet eden kökten helak ve yok olmayı, Resulullah (s.a.v.)'in bere­keti sebebiyle bu ümmetten kaldırmıştır.

Hz. Peygamber(sav)'e gelince ise Allah onu, alemlere rahmet olarak göndermiştir. İşte bu özellikten Ötürü Resulullah(sav), bütün mahrukata bir rahmet, öldürülmekten kurtulan münafıklara verilen güvence sebebiyle onlara bir rahmet ve gelmekte olan azabı ertelemek suretiyle kafirlere bir rahmet olmuştur.

Az önce geçen Kur'an'ın, Resulullah (s.a.v.) hakkındaki açık ifadesini dikkatli bir şekilde inceleyelim:

"Oysa sen onların içerisinde bulunduğun müddetçe Allah onlara azap edecek değildir." Sanki ayet şöyle demektedir: "Ey Muhammedi -Onlardan önce geçen ümmetlerde olduğu gibi- Allah'ın sana bir ikramı olarak onları kökten yok etme şeklinde helak etmeyecektir. İşte bu, Yüce Allah'ın bu ümmet sebebiyle yeryüzü halkına bahşettiği rahmet eserleri ile Resulullah (s.a.v.)'in ümmetine olan şefkat ve rahmet görüntü-lerindendir. Nitekim bu husus; Müslim'in, "Sahîh" adlı hadis kitabında Abdullah b. Amr b. As'tan şöyle rivayet edilmiştir:

Enfâl: 8/33- "Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. İbrâhîm (a.s)'ın; "Rabbim! (insanların tapmakta oldukları) o putlar insanlardan çoğunu saptırdı. Doğrusu (insanlardan) bana uyan bendendir. Bana karşı gelen kimseyi de (sana bırakırım). Çünkü sen, (dilediği­ni) bağışlarsın ve (dilediğine de) merhamet edersin." (İbrâhîm: 14/36) sözünü okudu. Ardından da Hz. İsa (a.s)'ın: "Eğer sen insanlara azap edersen, şüphesiz onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan muhakkak ki sen aziz ve hakim olan-sm."(Maide: 5/118) sözünü okudu. Daha sonrada ellerini kal­dırıp:

-  'Allahım! Ümmetim, ümmetim' buyurdu ve ağladı. Bu­nun üzerine Şanı Yüce Allah:

-  'Ey Cebrail! Muhammed'e git. -Rabbin en iyi bilen ol­makla birlikte- niçin ağladığını ona sor?' buyurdu. Cebrail'de ona gelip (ağlamasının sebebini) sordu. Cebrail'de, Resulullah (s.a.v.)'den aldığı bilgiyi -bunu en iyi bilen Allah olduğu hal­de- Ona bildirdi. Yüce Allah:

-  'Ey Cebrail! Muhammed'e git ve ona: 'Ümmetin konu­sunda muhakkak Biz seni razı edeceğiz, seni üzmeyeceğiz' de. [63]

Nitekim Yüce Allah, Resulullah (s.a.v.)'in bu durumu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

"Rabbin sana yakında  (nimetlerini)   verecek  ve sende (bunlara) hoşnut olacaksın. "'

Ey Allah'ım! Bizi dünya ve ahirette Resulullah (s.a.v.)'e uyan ve seven ümmetinden kıl.

Muhammed Ali Sabuni