Sâbiî Dininin Geçirdiği Devreler

Sâbiî Dininin Geçirdiği Devreler

Birinci Dönem:
İlâhî kaynaklı bir din olması dolayısıyla sâbiîlik başlangıçta tevhid’e dayanıyordu. Sâbiîler, Hz. Âdem, Nuh, İdris, Şit ve Yahyâ gibi zatları peygamber kabul etmektedirler. Yine onlar, Hz. Âdem’e indirildiğine inandıkları bir kitaba sahip olduklarını da iddia etmektedirler. Bu ilk dönemin sonlarında sâbiîler tabiata tapmağa başladılar. Tapındıkları şeyler, gök cisimleri, özellikle de gezegenler, burçlar ve yıldızlardı. Yani, kendi kabullerine göre kâinata hâkim olan kuvvetlere tapıyorlardı. Onlar yedi gezegene ve özellikle de kutup yıldızına çok büyük önem veriyorlardı. İbadet ederken kıble olarak kutup yıldızına doğru dönüyorlardı. [1]  


 -------------------------------------------------------------------------------
 
[1] Ahmed Kalkan, Kur’an-ı Kerim Kavram Tefsiri.

İkinci Dönem:

Uzun bir dönemin geçmesinden sonra sâbiîler heykeller yapmaya başladılar ve bu heykellere de yıldızların isimlerini verdiler. Bunların başında yedi gezegenin adının verildiği heykeller gelmektedir. Sâbiîlerin böyle bir yol takip etmelerinde bazı bilginlerinin rolü vardır. Çünkü onların bilginleri kendilerine şöyle diyorlardı: "Yıldızlar Allah’a en yakın cisimlerdir. Bunlar konuşurlar ve dünyada olup biten her şeyi, Allah’ın emriyle yerine getirirler.” İşte böyle sapık  fikirlerle hareket eden sâbiîler, işi daha ileriye götürerek, yıldızlardan menfaat gözetip onlar için kurbanlar kesmişlerdir. Diğer taraftan da onlar, gündüzleri yıldızlar görünmediklerinden dolayı, gündüzleri onların adına yaptıkları heykellere, geceleri de bu yıldızların kendilerine tapındılar. Bu hareketlerinde de görüldüğü gibi sâbiîler, câhiliyye devrindeki putperest Arapların âdeta örnekleri ve gök cisimlerine tapmanın mûcidi olmuşlardı. [1]

--------------------------------------------------------------------------------
 
[1] Ahmed Kalkan, Kur’an-ı Kerim Kavram Tefsiri.

Üçüncü Dönem:

Bu devirde sâbiîlik kitaplara geçmeğe ve istikrar bulmağa başlamıştır. Ayrıca bu devirde sâbiîliğin felsefî ve analiz yönü ön plana çıkmıştır. İnanç sistemi tahlil edilmiştir, ruhbanlar ve kâhinler yine bu devirde öğretim işini ele almışlardır. Bu devirde felsefe dini etkilemekle kalmayıp kendisi de dinden çokça etkilenmiştir. Sâbiî inancının en çok etkilendiği felsefe, Yunan felsefesi olmuştur. Hz. İbrahim de bu dönemde gönderilmiştir. Bu devirde üzerinde durulan ana konu; şekillerin tesiriyle yıldızların kabiliyet ve güçlerinin dünyayı etkilemesiydi.       

Hz. İsa’nın gönderilmesinden biraz önce ve biraz sonra ortaya çıkan olaylar, başka inançlarda olduğu gibi, sâbiîlikte de etkiler yapmıştı. Bir din yenileyicisinin (müceddid’inin) ortaya çıkacağı fikri her yerde olduğu gibi sâbiîlikte de bir inanç konusuydu. Sâbiîler de bu dönemde Yuhanna Ma’medan’ı, beklenen müceddid olarak tâzim ettiler. Hatta bugün bile sâbiîler ona müceddid bir peygamber gibi inanmaktadırlar. (Yuhanna Ma’medan’ı, kaynaklar vaftizci Yahya adı ile bilinen Hz. Yahya olarak tarif etmektedirler.)

İşte bu kadar farklı bir görünüme bürünen sâbiîlik, çeşitli fikirleri ve etkilenmeleri de bünyesinde taşımıştı.  Çeşitli  devirlere göre  bu  derece  farklılıklar  arzeden  sâbiîlik,  insanların inançlarında ve uygulamalarında da farklı bir şekle girmiş ve böylece çeşitli fırkaların doğması kaçınılmaz olmuştur. [1]   

--------------------------------------------------------------------------------
 
[1] Ahmed Kalkan, Kur’an-ı Kerim Kavram Tefsiri.